12 Haziran 2013

Yazan: in Genel, Güncel Konular, Gündem, Köşe Yazıları | 0 yorum yapılmış

Taksim’deki “Gezi Parkı” olaylarını nasıl yorumlamalı?

Farz edelim ki AKP bugüne kadar gelmiş geçmiş en iyi iktidar, Recep Tayyip ERDOĞAN’da muhteşem bir başbakan olsun.

Bu durum kişi/kişilerin Akp’yi veya başbakanı sevmeme/benimsememe hakkına mani değildir. Fakat unuttuğumuz, anlamak istemediğimiz bir şey var ki o da “siyasi idareye tepkinin tek yerinin ‘sandık’ olduğudur.”

Akp’yi ve Başbakanı özgürlükleri kısıtlayan bir diktatör olarak görüyorsanız tepkinizi, öfkenizi medeni bir şekilde sandıkta hür iradenizle gösterebilirsiniz. Zira o hatırlamak dahi istemediğimiz dönemlerdeki gibi sopalı, açık oy gizli sayım gibi antidemokratik uygulamaların olduğu günlerde de değiliz artık (!)

Ağaçların kesilmeyeceğinin, AVM yapılmayacağının defahetle ifade edilmesine rağmen ortalığı savaş meydanına çevirmekten vazgeçmeyen zümrenin “ağaç sevgisini” makul karşılamak pek mümkün görünmüyor.  Nitekim göstericilerin verdiği zararın korkunç rakamları bulduğu ifade edilmekte. Takdir edersiniz ki çevreyi korumak kamu malına zarar vermekle muvaffak olunan bir husus değildir.

Birçok yerel yönetimi elinde bulunduran iktidar partisinin bugüne değin “Gezi Parkı” projesi benzeri pek çok projeyi hayata geçiren ve bu tür imari konularda faal bir hükümet olduğunu bilmekteyiz. Bugüne kadar böylesine yoğun bir tepki ile karşılaşılmamışken Taksim’deki hararetin sebebi ne idi?

Anlamak pek zor değil. Meselenin salt “doğa sevgisi” olmadığını bilmek için çok zeki olmaya gerek yok. Birileri düğmeye bastı(!) Zira gelişen ve değişen Türkiye bir takım çevrelerin hiç de hoşuna gitmiyor. Bunun adı Faiz lobisidir yahut başka bir şey. Şu husus muhakkak ki ülkemizin refahı, inkişafı karşısında ziyadesiyle mutsuz ve endişe içinde olanlar artık dişlerini göstermeye başlıyor.

Sağ duyulu vatandaşlarımıza canı gönülden şu çağrıyı yapmak istiyorum:

Mevcut siyasi idarenin ülkemize uzun veya kısa vadede bir şey kazandırmayacağını düşünüyorsanız ve bir şeylerin değişmesi gerektiğini kanaatinde iseniz bunun meşru yolu sandıktır. 

 

Polis orantısız güç kullandı mı?

Polisin her ne olursa olsun orantısız güç kullanması, şiddetvari bir tutum sergilemesi elbette kabul edilemez.  Fakat Taksim’i Tahrir meydanına çevirmeyi hayal eden, etrafa zarar veren bir gruba karşı polis elbette görevini yapmalıdır. Münferit vakalardan yola çıkılarak “polis şiddeti” yaygaraları koparmanın bu devletin selameti için onlarca şehit vermiş güzide emniyet teşkilatına saygısızlık olacağı unutulmamalı, kişilerin hatası kurumlara yüklenmemelidir.

 

Kana bulanan bir eylem!

Adana’daki gösterilerde komiser Mustafa SARI’nın şehit edilmesi yüreklerimize düşen kor bir ateştir. Fakat daha üzücü olanı Gezi Parkı hadiselerinin acı boyutunun görmezden gelinip halen provoke edilmesi çabasıdır.

 

 

Yazan: Mâkul Düşünce (26 adet yazısı var)

Mâkul Düşünce web sitesinin kurucusu ve yöneticisi. Gündeme dair olayları bu sitede yorumluyor. Sosyal medyadaki hesapları ise aşağıdadır.


İçerik hakkında düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir