13 Mayıs 2012

Yazan: in Genel, Köşe Yazıları, Sosyal Konular | 0 yorum yapılmış

Galatasaray’ın şampiyonluğu ve maç sonrası olaylar

Türk futbol tarihinde en heyecanlı maçlardan birisiydi  dünkü Gs-Fb süper final derbisi. Ligimizin değişen formatı ve puan durumundan ötürü şampiyonu belirleyen bir maç olması karşılaşmaya ayrıca renk kattı. Fakat maç akabinde istenmeyen olayların çıkması ve stat çevresinin deyim yerindeyse “savaş alanına”  dönmesi bu güzel geceye gölge düşürdü.

Futbolu seven bir toplum olsak da “taraftar” olma bilincine tam manasıyla sahip olmayan bir yapıda olduğumuzu üzülerek söylemek istiyorum. Nitekim;

  • Desteklediğimiz takımda yönetici değilsek
  • Desteklediğimiz takımdan ekmek yemiyor, ordan maaş almıyorsak
  • Desteklediğimiz takımla ticari bir takım münasebetlerimiz yok ise

taraftarlığımız 90 dakika sürmeli ve saha dışına yansımamalı! En nihayetinde taraftarı olduğumuz kulüp başarı elde edemedi diye maaşınız da kesinti olmaz, işsiz kalmazsınız, ikinci sınıf insan yerine konmazsınız. Sözün özü yukarıda saydığım 3 maddenin dışında iseniz abartmamalısınız bu taraftarlık olayını. Özellikle sosyal medyada hiç tanımadığı, bilmediği  insanlara yanlış yerleşmiş taraftarlık ruhu yüzünden küfür eden, küçük düşüren insanlarımıza sesleniyorum:

Yapmayın bunu!

Değmez.

Tuttuğunuz takım sizin adınızı bile bilmez.

Takım yüzüne kalp kırılmaz!

 

Gelelim işin diğer boyutuna. Bildiğiniz üzere Galatasaray normal sezonu 9 puan gibi bir farkla açık ara önde kapattı. Süper Final de ise 6 hafta liderliği bırakmadı.

Haliyle şampiyonun Galatasaray olması sürpriz değildi bana göre. Kıl payı ile alınan bir şampiyonlukta olmadı kanımca. Bu yüzden Fenerbahçeli arkadaşlarımızın çok da üzülmemesi gerek, hak ettikleri ikinciliği aldılar zaten.

Hatırlıyor olmalısınız İstanbul’da oynan o muhteşem Şampiyonlar ligi finalini? (Liverpool-Milan). Muhteşem oyunu ile Milan takımı skoru 3-0’a getirdiğinde Milan’ın kupayı kaldıracağından emin olmuştuk neredeyse. Fakat azmiyle oyunu bırakmayan Liverpool normal süre içerisinde skoru akıl almaz bir şekilde 3-3′ e getirdi ve penaltılarda rakibini yenerek kupanın sahibi oldu. Oyunu 3-0 önde götüren ve skoru koruyamayıp eli boş dönen Milan takımının taraftarı ne yaptı biliyor musunuz?

Alkışladılar.

Evet, sadece alkışladılar.

İşte gerçek taraftar budur, öyle değil mi?

 

“Keşke” diyoruz sadece. Keşke bu taraftar bilinci bizde de olsa. 3-0 önde götürdükleri final karşılaşmasını kaybetseler bile taraftarlık ruhunun dışına çıkan bir tavır sergilemiyorlar.

Peki ya bizim taraftarlarımız?

Şampiyonluğa rakibine göre uzakta olmalarına rağmen maç sonucunda istenmeyen olaylar çıkarabiliyorlar.

Petrol(!)ün yanında araç yakıp, infilak ettirmek isteyebiliyorlar.

Polisle çatışabiliyorlar.

Etrafa ve insanlara zarar verebiliyorlar.

Elbette genelleme yapmıyorum! Gayet medeni bir şekilde takımını destekleyip, maçın bitiminde de futbolun bir oyundan ibaret olduğunun farkında olan değerli taraftarlar elbette var. Bunu kimse görmezden gelemez.

Fakat görmezden gelemeyeceğimiz bir şey daha var:

Fanatizm, terörizm kadar tehlikeli olabiliyor.

Bu sözüm herkese kıymetli okurlar:

Futbol dostluk ve kardeşliğin aracı olsun. Taraftarlık sadece maç süresi ile sınırlı  kalsın. Taraftarlık duygusu sosyal hayatımızı etkileyecek kadar abartılmasın! 

Futbol yüzünden kalpler kırılmasın, canlar yakılmasın, olaylar çıkmasın!

Galatasaray’ın şampiyonluğunu tebrik ediyorum ve Devler Liginde eskiyen 17 Mayıs 2000 zaferini tazelemelerini ümit ediyorum.

 

 

 

Yazan: Mâkul Düşünce (26 adet yazısı var)

Mâkul Düşünce web sitesinin kurucusu ve yöneticisi. Gündeme dair olayları bu sitede yorumluyor. Sosyal medyadaki hesapları ise aşağıdadır.


İçerik hakkında düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir